Baharatlı Eski Kaşarlı Çubuk Kraker (Cafe Fernando)

Aslında bu tarifi daha önceden yapmıştım ama burada paylaşmaya bir türlü fırsatım olmadı.

Kars’tan gelen baharatlı eski kaşar artık miadını doldurmaya yaklaşınca aklıma bu tarif geldi. Hem kaşarı değerlendirdim hem de merak ettiğim bu tarif için malzeme bulmuş oldum :)

Hem yapımı çok zevkliydi, hem de tadı da gerçekten güzel oldu. Kaşar baharatlı olduğu için hafif acılı bir tat oldu ama tatlı tereyağıyla birleşince bence gayet hoş oldu. Kalanları da buzluğa koydum ki misafirler geldiğinde çay demlenen kadar hemen pişirip taze taze ikram ediyorum.

IMG_3353

IMG_3361

Share This:

Cafe Fernando’nun Vanilyalı Un Kurabiyesi

Nasıl da yazacak şey birikti.. Biraz seyahat biraz boğaz, devam edelim..

Yaklaşık 1 ay önce gözüme kestirdiğim “Vanilyalı Un Kurabiyesi” tarifini yapmak için Kızılay’da aktardan vanilya çubukları almıştım. Tam bir aydır dolabı her açtığımda paket bana “buradayım, unutuldum  mu yoksa?” diye göz kırpıyordu. Ben de dün hazır işlerimi bitirmiş, kendimi de dinlenmiş hissediyorken hadi dedim yapayım şunu :) Açtım Cafe Fernando ansiklopedimi, hazırladım malzemelerimi ve ortaya tatlı mı tatlı, hafif ve gerçek bir un kurabiyesi çıktı.

Olay vanilya çubuğunda bitiyor, tarifi hiç de zor değil. Genişliği aynı ama kalınlığını tariftekinden biraz daha az yaptım, böylece yemek için bir kaç tane daha fazla kurabiye çıktı (küçük hesaplar..). Nihaha :)

IMG_3371

Minik tohumlar çok güzel gözüküyor, kitapta ve aynı şekilde bu linkte anlatıldığı şekilde tohumlarını çıkarttım. Böylece ilk defa  vanilya çubuğu kullandım, kalan çubukları da kek ve pastalarımda kullanmak üzere toz şeker kavanozunun içine koydum. Şimdi onlar tatlı tatlı şekerimi kokutmakla uğraşıyorlar :)

IMG_3374

Share This:

Limonlu haftasonu

Kendime yılbaşı hediyesi olarak Cafe Fernando‘nun (kitabı diyemeyeceğim) ansiklopedisini aldım. Normalde o kadar parayı yemek kitabına vermem ama blogundan takip ettiğim kadarıyla tariflere bir ar-ge uzmanı titizliğiyle yaklaşımından dolayı ve tabi ki tatlı konusunda bana inanılmaz hitap ettiği için kendimi daha fazla zapdedemeyip “satın al” butonuna tıklayıverdim… İlk önce 1 hafta roman okur gibi okudum, tarifleri yaparken kendimi hayal ettim, sonra hangisinden başlasam diye karar vermeye çalışırken saatler harcadım, bazen bazı malzemeleri nereden bulabilirim diye bilgisayarla bütünleştm… Derken bu haftasonu hazır evdeki malzemeler de uygunken siftahı yaptım.

Böyle büyük, komplike, emek ve enerji isteyen şeylerde her zaman yapabileceğimden yüzde yüz emin olduğum şeyden başlar, yapınca da motive olur daha güzel ilerlerim. Bu durumda da aynı yolu izledim ve önce görece tarifi kolay ve  az zaman alan bir kurabiyeden başladım: Misket Limonlu ve Zencefilli Kurabiye.

Evde iki kişi olduğumuzdan ve bu iki kişiden birinin tatlıyla arasının pek iyi olmamasından tarifi yarım ölçü olarak hazırladım. Misket limonu yerine normal limon kullandım. Ne diyor kendisi: Değiştirilebilen malzemeler dışında tariflere harfi harfine uyarsanız benimle aynı sonucu alırsınız. Bir kaç saatlik titiz çalışmam neticesinde mis gibi kokan, son ısırığı yutarken tabaktaki diğer kurabiyelere de göz diktirten bir tad elde ettim!

IMG_3347

IMG_3349

Bu tarifle birlikte öncelikle fark ettiğim bir sürü şey oldu. Kitabın bir diğer özelliği de size temel bilgiler eşliğinde müthiş bir farkındalık kazandırması. Bir şeyi pişirmek sadece malzemeleri karıştırıp ısıtmaktan çok öte bir şey. Karıştırma sıranızdan, şekline; kullandığınız kaptan fırında koyduğunuz bölmeye, malzeme miktarlarında sahip olmanız gereken titizlikten, yokluğunda yerine konulan herhangi bir malzemenin son ürünün yapısını nasıl etkileyebileceğine kadar bir sürü önemli detay var. Okuyup daha sonra da deneyimlediğinizde birinci tariften sonra bile bambaşka bir gözle bakabiliyorsunuz. Örneğin bu tarifle birlikte kurabiye yapısını ve boyutunu olması gerektiği hazırlayabilmiş olsam da fırınımı yeterince tanımadığımı öğrendim. Kitapta yazan sürenin (muhtemelen yazan sıcaklıktan farklılık gösterdiği için) benim fırınım için geçerli olmadığını fark ettim. Neyse ki iki tepsi hazırlamıştım; böylece ilk tepsi istediğim gibi olmasa da, ikinci tepside daha bilinçli ve daha gözlemci olarak afiyetle yiyebileceğim bir miktar leziz kurabiye bana kalmış oldu. :)

Bunun ışığında hem ürün hem de edindiğim bilgiler açısından ilk denemem için oldukça motive ediciydi diyebilirim. Özellikle koku ve tadındaki denge, açıkçası harfi harfine uyarak bana bunu bir de misket limonuyla bir kez daha denemem için göz kırpıyor. :) Hemen akabinde gene soluğu burada alacağım! :)

Share This:

Mutfaktan gelen tatlı kokular üzerine

“Uzun zamandır yazamıyorum.”

Bloglar narin birer çiçek gibidirler; su isterler, ilgi isterler, besin isterler. Siz de o kadar yoğunluğun arasında sürekli ihmal ettiğiniz için üzüntü duyarsınız, aklınız yazamadıklarınızda kalır. Evet, acı bir gerçek var ki; uzun zamandır yazamıyorum. Narin çiçeğimi beslemek istiyorum ama gel gör ki, tam zamanlı iş, tam zamanlı ev, yarı zamanlı bile olamayan spor ve müzik, bolca yorgunluk derken sitemle ilişkim tıklayıp şöyle bir üstün körü gezinmekten öteye gidemiyor. Bir de seyahat, ülkeler ve kültürlerle ilgili anlattıklarım yazmadan önce azıcık araştırma, birazcık okuma, bolca anıları tazeleme gerektirdiğinden eğer yeterli zaman ve motivasyon yoksa yazma isteği bir anda fıs diye sönüveriyor.

Durum böyle olunca kendimi daha sık motive edebilmek ve böylelikle blogumu daha düzenli besleyebilmek için yeni ve minik bir dal yeşertmeye karar verdim. “Mutfak” diye bir kategori açtım ve mutfakta geçirdiğim kısacık zamanda deneyimlediklerimi ya da belki deneyimleyemediklerimi nasılları ve görselleriyle birlikte paylaşmayı düşündüm.

Kendimi bildim bileli mutfak konusu bende ikiye ayrılıyor: yemek ve tatlılar. Yemek kısmında ihtiyacımız gereği yediğimiz tatlı hariç her şey yer alıyor. Diğeri ise tatlı barındıran her şeyi içeriyor. Hem yemeği hem de yapmayı pek sevdiğim için her zaman gönlüm ve önceliğim tatlılardan yana. Evlenmeden önce mutfakla aram pek yokken, şimdi bulduğum her fırsatta, her tatilde, her boş anımda muffindir, kurabiyedir; aldı başını gidiyor. Bir de internetin etkisi var tabi, “olsa da yesek”, “hmm o ne güzel olmuş öyle”, “ay canım şöyle çikolatalı ıslak bi kek çekti” diyerek iç çeke çeke insan ister istemez kendini mutfakta buluyor.

Özetle; tatlı şeyler yaparken mutfakta harcadığım zaman benim için soluduğum hava gibi; neredeyse sonsuz.. :) O yüzden buranın düzenli bir şekilde yeşereceğinden ve giderek tatlılaşacağından eminim. Tatlı yiyelim tatlı konuşalım! :)

Share This: