Hamileliğe dair

Şu anda 30 yaşımda, 33 hafta 3 günlük minik bir kız bebeğe hamileyim. İnanılmaz.

Yapım gereği benim karar verme süreçlerim çok uzun sürer. Belki de Terazi kararsızlığı işte :) Uzun uzun araştırır, bilgilenir, enine boyunu irdeler en uygun olanı seçmeye çalışırım. Doğru ya da yanlış; böyle ilerlemediğinde hep huzursuzca seçim yaparım, süreç de içime sinmeden geçer. Tabi ki bu uzuuun karar verme süreci hamileliğimde de geçerli oldu. Aylar öncesinden folik asit almaya başlamak yerine, planlama sürecini akışına bırakıp, kendimi sürecin psikolojik boyutuna hazırlamaya çalıştım; çünkü beni en çok bu noktadan vuracağını biliyordum. Daha bebek henüz sadece bir fikirken blogları (mesela blogcuanne.com) takip etmeye, Gebelik Günlüklerini, bazı temel kitapları (mesela Doğal Doğum-Gülnihal Bülbül) okumaya başladım. Her hamilelik farklı, ama en azından nelerle karşılaşabileceğimi öğrenmek biraz olsun ileriyi görebilmemi sağladı. Tabi ne kadar hazırlıklı olursan ol, çok değişik, çok şaşırtıcı bir yolmuş hamilelik. Ve anladım ki aslında insanların çizdiği “sabah bulantısı, alınan kilolar, ağırlaşan beden” profili değil, manevi devrim, kişiden başka kimsenin aynı yöne bakamadığı bir 9 aymış..

Hamile olmadan önce hep ben de günü geldiğinde Gebelik Günlüğü yazarım diye özenmiştim ama ilk 3 ayda öyle çok gel-gitim, ruhsal bunalımım, ağlama krizim oldu ki, bir şey yazarsam hep olumsuz yazarım diye düşünerek korktum ve karamsar anılar, samimi olmayan yazılar yazmak yerine bu zamanı sadece kendimi sakinleştirmeye çalışarak geçirdim. Bazen yüzüstü yatamadığım için, bazen istediğim gibi pilates yapamadığım için ağladım, bazen insanların benden daha çok anne gibi hissetmelerine anlam veremedim ve benden daha heyecanlı olmalarına  üzüldüm. Hamilelik işte, gel-gitin, sebepsiz ağlamaların alası :) Özellikle aileler, bilmiyorum neden ama bebek haberiyle birlikte bir transformasyon geçirmenizi, sürekli bebekten bahsetmenizi, bir anda anne-baba rolüne geçiş yapmanızı bekliyor. Bu açıdan bu dönemde bol bol baba adayımızla, doktorumuzla ve hamilelik geçirmiş yakın arkadaşlarla dertleşmek çok faydalı oluyor. Dediğim gibi bu dönemde kimse sizinle aynı pencereden bakamıyor, en azından bu üç kişi size en yardımcı olabilecek kişiler. Bol bol konuşmak ve yaşananların, hissedilenlerin normal ve ortak olduğunu öğrenmek sindirme sürecini hızlandırıyor. Hamilelikle birlikte yaşanan fiziksel değişimlere ek olarak bir de hormonal ve psikolojik etkenlerle uğraşırken eğer bocalıyorsak şu alıntıyı hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamak gerekiyor:

Anne olmak, her kadının zihin dünyasında gerçekleştirdiği emekle, bu emeğin derin ve özel bir deneyim alanı olan anneliğin zihin yapısına yol açmasıyla başarılır.

Anneliğin zihin yapısı, bebek ilk ağladığı anda doğmaz. Bir annenin doğması, çarpıcı ve tanımlayıcı bir anda olmaz, bebeğin gerçek doğumundan önceki ve doğumu takip eden aylarda çoğalan emeklerden yavaş yavaş ortaya çıkar.

~Bir Annenin Doğuşu – D.Stern, N.Stern, A.Freeland

Tüm hamilelerin (süreç boyunca zaman zaman akıllarından çıkarsa da) özverili, sevgi dolu bir anne olacaklarını, bebeklerine en iyi şekilde bakacaklarını bilmeleri; unuturlarsa da bu gerçek kendilerine en yakınları tarafından hatırlatılmalıdır. Ben kendimi daha az anne hissettiğim her an, bu kısa paragrafı aklıma getiriyorum ve daha iyi hissediyorum..

Hamilelik gerçekten, evlenmeye, evine koltuk almaya, yaz tatilinde kalacağın otel için araştırma yapmaya benzemiyor. Dünyaya senden bir can parçası geliyor, keşfedeceğin, öğreneceğin ve aynı şekilde öğreteceğin o kadar çok şey var ki. Artık dönüşü olmayan yepyeni bir dünyanın kapıları yavaş yavaş aralanıyor gibi. Anahtarının sadece sende olduğu koskoca karanlık bir şatoya giriyorsun sanki, katları gökyüzüne kadar çıkıyor, her katta farklı odalar ve keşfedilmeyi bekliyorlar. Hem insanı korkutuyor hem de meraklandırıyor. Bambaşka bir şey; senin kontrolünde olmayan ve hayatını yavaş yavaş sarmalayan, korku veren ama sonucunda çok mutlu olacağını hissettiğin bir durum. Gerçekten bambaşka..

Dediğim gibi hamilelik beni beklediğim üzere en çok duygusal açıdan etkiledi. Fiziksel etkileri olmadı mı? Oldu tabi, ama bu konuda kendime şaşılacak düzeyde pozitiflik göstererek bu durumların yaşantıma olumsuz anlamda etkilerini minimuma indirmeyi başardım. Yaşadığım her bedensel değişimde bunların, bebeğin varlığını kanıtlayan ve aslında onun büyümesine yardımcı olan şeyler olarak algılamaya çalıştım. Midemiz bulandığında, en sevdiğimiz kotumuzun artık içine giremez olduğumuzda, eşimizin parfümünü camdan atmak istediğimizde, üç tane kıyafeti döndürüp giydiğimiz son dönemlerde aklımıza getirmemiz gereken şey; hayatımızı eski standardında geçiremediğimiz bu dönemde göstereceğimiz azıcık sabrın sonunda sonsuza kadar bizimle birlikte olacak bir can parçasına kavuşacağımız gerçeğidir.

Şu anda 8. ayım bitmek üzere, ne zaman geçti o kadar vakit bilemiyorum. Hiçbir zaman abartı derecesinde bir hamilelik önlemi almadım, tabi ki törpülediğim, geçici olsa da yenden şekillendirdiğim köşeler oldu ama hayatımı genelinde doğal şekilde devam ettirmeye çalıştım. Dönem dönem yaşadığım zorlukların (elimden geldiğince) üstünde durmamaya çalışıp yaşananları doğal karşılayarak atlatmaya çalıştım. Bu da stres seviyemin azalmasına ve süreci daha rahat geçirmeme vesile oldu. Bebeğim de beni hiç üzmedi, böylece birlikte tatlı bir 8 ay geçirdik. Dilerim son ayımız da böyle uyumlu ve güzel geçerek, güzel ve sağlıklı bir doğumla taçlanır. Kızıma güveniyorum ve beni duyduğunu biliyorum :)

Share This:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>