Cafe Fernando’nun Vanilyalı Un Kurabiyesi

Nasıl da yazacak şey birikti.. Biraz seyahat biraz boğaz, devam edelim..

Yaklaşık 1 ay önce gözüme kestirdiğim “Vanilyalı Un Kurabiyesi” tarifini yapmak için Kızılay’da aktardan vanilya çubukları almıştım. Tam bir aydır dolabı her açtığımda paket bana “buradayım, unutuldum  mu yoksa?” diye göz kırpıyordu. Ben de dün hazır işlerimi bitirmiş, kendimi de dinlenmiş hissediyorken hadi dedim yapayım şunu :) Açtım Cafe Fernando ansiklopedimi, hazırladım malzemelerimi ve ortaya tatlı mı tatlı, hafif ve gerçek bir un kurabiyesi çıktı.

Olay vanilya çubuğunda bitiyor, tarifi hiç de zor değil. Genişliği aynı ama kalınlığını tariftekinden biraz daha az yaptım, böylece yemek için bir kaç tane daha fazla kurabiye çıktı (küçük hesaplar..). Nihaha :)

IMG_3371

Minik tohumlar çok güzel gözüküyor, kitapta ve aynı şekilde bu linkte anlatıldığı şekilde tohumlarını çıkarttım. Böylece ilk defa  vanilya çubuğu kullandım, kalan çubukları da kek ve pastalarımda kullanmak üzere toz şeker kavanozunun içine koydum. Şimdi onlar tatlı tatlı şekerimi kokutmakla uğraşıyorlar :)

IMG_3374

Share This:

Limonlu haftasonu

Kendime yılbaşı hediyesi olarak Cafe Fernando‘nun (kitabı diyemeyeceğim) ansiklopedisini aldım. Normalde o kadar parayı yemek kitabına vermem ama blogundan takip ettiğim kadarıyla tariflere bir ar-ge uzmanı titizliğiyle yaklaşımından dolayı ve tabi ki tatlı konusunda bana inanılmaz hitap ettiği için kendimi daha fazla zapdedemeyip “satın al” butonuna tıklayıverdim… İlk önce 1 hafta roman okur gibi okudum, tarifleri yaparken kendimi hayal ettim, sonra hangisinden başlasam diye karar vermeye çalışırken saatler harcadım, bazen bazı malzemeleri nereden bulabilirim diye bilgisayarla bütünleştm… Derken bu haftasonu hazır evdeki malzemeler de uygunken siftahı yaptım.

Böyle büyük, komplike, emek ve enerji isteyen şeylerde her zaman yapabileceğimden yüzde yüz emin olduğum şeyden başlar, yapınca da motive olur daha güzel ilerlerim. Bu durumda da aynı yolu izledim ve önce görece tarifi kolay ve  az zaman alan bir kurabiyeden başladım: Misket Limonlu ve Zencefilli Kurabiye.

Evde iki kişi olduğumuzdan ve bu iki kişiden birinin tatlıyla arasının pek iyi olmamasından tarifi yarım ölçü olarak hazırladım. Misket limonu yerine normal limon kullandım. Ne diyor kendisi: Değiştirilebilen malzemeler dışında tariflere harfi harfine uyarsanız benimle aynı sonucu alırsınız. Bir kaç saatlik titiz çalışmam neticesinde mis gibi kokan, son ısırığı yutarken tabaktaki diğer kurabiyelere de göz diktirten bir tad elde ettim!

IMG_3347

IMG_3349

Bu tarifle birlikte öncelikle fark ettiğim bir sürü şey oldu. Kitabın bir diğer özelliği de size temel bilgiler eşliğinde müthiş bir farkındalık kazandırması. Bir şeyi pişirmek sadece malzemeleri karıştırıp ısıtmaktan çok öte bir şey. Karıştırma sıranızdan, şekline; kullandığınız kaptan fırında koyduğunuz bölmeye, malzeme miktarlarında sahip olmanız gereken titizlikten, yokluğunda yerine konulan herhangi bir malzemenin son ürünün yapısını nasıl etkileyebileceğine kadar bir sürü önemli detay var. Okuyup daha sonra da deneyimlediğinizde birinci tariften sonra bile bambaşka bir gözle bakabiliyorsunuz. Örneğin bu tarifle birlikte kurabiye yapısını ve boyutunu olması gerektiği hazırlayabilmiş olsam da fırınımı yeterince tanımadığımı öğrendim. Kitapta yazan sürenin (muhtemelen yazan sıcaklıktan farklılık gösterdiği için) benim fırınım için geçerli olmadığını fark ettim. Neyse ki iki tepsi hazırlamıştım; böylece ilk tepsi istediğim gibi olmasa da, ikinci tepside daha bilinçli ve daha gözlemci olarak afiyetle yiyebileceğim bir miktar leziz kurabiye bana kalmış oldu. :)

Bunun ışığında hem ürün hem de edindiğim bilgiler açısından ilk denemem için oldukça motive ediciydi diyebilirim. Özellikle koku ve tadındaki denge, açıkçası harfi harfine uyarak bana bunu bir de misket limonuyla bir kez daha denemem için göz kırpıyor. :) Hemen akabinde gene soluğu burada alacağım! :)

Share This: